ca-anım İstanbul”umun otobüsleri
Bu zamana kadar bunlar farketmedin mi diyebilirsiniz ama yok ben aslında hiç otobüse binmemişim İstanbul”da.
Sabah iş saatinde binip, akşam iş çıkında binmediysen ve de şöle bi 45 dakkalık yola gitmediyseniz; kendinizi İstanbul”da otobüse binmiş saymayın bence.
Çünkü binebilmek (1), otobüste ayakta durabilmek (2), inebilmek (3) toplamda 3 yeteneği birden gerektiriyor.
- bi kere otobüs dediğin her durakta durmayabilir. kafası bozuktur, durakta başka otobüs vardır, otobüs doludur, dalgınlığına gelmiştir, frene basmak zor gelmiştir vb. .. şoför durmaz; üstüne el sallar sana; basar gider.
- Şanslısındır; atletiksindir önüne atlarsın otobüse kapağı atarsın.
- Bazen de yolun ortasında durur; durağa yanaşmak zordur çünkü.
- Bindiğin andan itibaren geçen en çok cümle;”arkaya ilerleyelim” anonsudur. İnsanlar bu anonsla öyle bi gaza gelebilir ki, aylık stresini kusuverir iki kelimeye. şoför-yolcu, yolcu-yolcu müdakaşaları hiç eksik olmaz, otobüsün aksiyonudur. benim için hala tatsızdır. gereksiz gerginliktir. ama yurdumun çilekeş insanı evdeki sorununu da, siyasetçilere olan öfkesini de, ekonomik krizini de bulduğu ilk fırsatta oracıkta kusuverip, bi nebze kafasını boşaltır.
- sağolsunlar bazısı sırtında 100 küsür insanla gittiğini unutup; kendini hususi spor arabasında sanıp çılgın manevralar yaparsa; hele ki ayakta ve de cam kenarındaysanız kendinizi roller-costner da bi an için sanabilirsiniz.
- e tabi bi de fren kısmı var ki; onda çok başarılı olamayabiliyorum. hele ki dayanacak bi yer yoksa; hala uçabiliyorum. kısmet.
- hımm yer verme. duraktan ilk binersen; bi köşeye sinip; “e ben burdan çıkamıyorum ki.. yer de veremem ki” diyerekten kendine uzun, bol sayıklamalı, iç rahatlıklı bi yolculuk sağlayabilirsiniz. ama şahsen bi kere oturamadıysam; bi daha uğraşmıyorum; köşeme siniip durağımı bekliyorum.
- tabi asılma, dikkat çekme bağlamlı “ben inicem; buyrun oturun”lara önce kanıp oturuyorum, arkadaş 4 durak sonra hala inmeyince yerini bi yaşlıya zevkle vermeme şahit oluyor. (yapmayın. komik oluyosunuz.)
- tabii tanışmalar, sohbetler, işdünyasına giriş 101, “ayy maaşallah!..” lar da olmuyor değil.
- eskiden olurmuş. bi durakta gördüğün kıza/çocuğa aşık olmak. her gün o saatte çıkmak, 2 durak önce inmek, bi umutla inanmak, beklemek. düşündüm. olabilirmiş. insan yapabilirmiş. her şey bu kadar elimizin altındayken insanlar bunla artık uğrşıyo mudur bilmem ama. olabilirmiş ya=)
Alakasız Not 1: Yolda kulaklukları kulağıma taktığımda şarkıyı kaldığı yerden devam ettirmiyorum. İlla yeni bi şarkı açmalıyım, başından dinlemeliyim. Takıntılı mıyım? Bilmiyorum.
Alakasız Not 2: İstanbul Büyük Şehir Belediyesi”nin ambleminde cami varmış yahuu.
Mart 4th, 2010 at 5:25 am
ya benim bütün yazım bu otobüslerde geçti…
Hele bi 55T vardır ki Taksim-gaziosmanpaşa!!=))
hep eve geç kalıp hep bir an önce gelmesi için dua ettiğim otobüs=)
ya o hattı çok seviyorum ben nasıl da gider sahilden, ışıklar da yanmıştır en güzelinden…
Ya biliyorum çok acılı filan bu otobüs ama ben nedense seviyorum ruhumda var anam bana acı çektiren şeyleri sevmek=)
ya ananemde bile kaldın lan allah seni nasıl biliosa öle yapsın=(
Mart 7th, 2010 at 11:06 pm
şarkı olayını çok tuttum,ama dayanamıyorum ayça.
kevin-costner